Çocuklarda Mahremiyet ve ‘Hayır’ Diyebilme Rehberlik Bülteni

Konu: Çocuklarda Mahremiyet ve ‘Hayır’ Diyebilme

Öğrenci: Ayşe Vera Koral 7-A (Bağlıca Şubesi)


Okul Psikolojik Danışmanı: Bazen arkadaşlarımıza veya çevremize “hayır” demek çok zor olabiliyor. Sence bir insanın, özellikle de senin yaşındaki birinin “hayır” demekte bu kadar zorlanmasının en büyük sebebi ne?

Ayşe Vera: Belki de ailesiyle alakalı olabilir. Bazı aileler “hayır” denildiğinde bunu bir alınma veya gücenme sebebi olarak görebiliyorlar. Ya da arkadaşlar arasında “hayır dersen küserim, kırılırım” gibi tavırlar olabiliyor. Sanırım çevresindekileri kırmamak için hayır diyemiyorlar.

Okul Psikolojik Danışmanı:  Sana “kişisel sınır” dendiğinde aklına ne geliyor? İnsanların senin alanına girdiğini hissettiğinde bunu onlara nasıl belli edersin?

Ayşe Vera: Aslında biraz bakışlarımla belli ediyorum. Kişisel alan dendiğinde aklıma şu geliyor: Mesela ben yüzüme dokunulmasından nefret ederim, bunu sevmem. Bu bence bir kişisel sınırdır. Ya da insanların söylediği sözler, argo kelimeler… Bunlar bir sınırdır. Bunu kendine belirleyip kişisel sınırın olmuş olur diye düşünüyorum.

Okul Psikolojik Danışmanı: Okulumuzdaki anaokulu öğrencilerini düşün… Sence çok küçük yaştan itibaren çocukların “Bedenim bana ait, istemediğim sürece bana sarılamazsın veya dokunamazsın” demeyi öğrenmesi neden çok önemli?

Ayşe Vera:  Çünkü bu kişisel bir sınırdır. Kişisel sınırların küçük yaştan öğrenilmesi “ağaç yaşken eğilir” misali çok daha etkili olur. Bazı fikirler çocuklara erkenden verilmeli.

Okul Psikolojik Danışmanı:. Kendi ilkokul yıllarını hatırlarsan; bir arkadaşın oynamak istemediğin bir oyunu oynaman için ısrar ettiğinde veya bir eşyanı izinsiz aldığında ne hissederdin?

Ayşe Vera: Çok kırılıyordum ama aynı zamanda sinirleniyordum da. Sinirlenince dilinin kemiği olmayan insanlardanım biraz. “İzin vermediğim sürece neden dokunuyorsun?” derdim. Onlar kırılsa bile bu tepkiyi verirdim.

Okul Psikolojik Danışmanı:. O zamanlar hayır demek şimdikinden daha mı zordu?

Ayşe Vera:  Evet, o zamanlar daha zordu. Çünkü küçük yaşta herkes birbirine çok çabuk kırılabiliyor, insanlar daha dar düşünebiliyor. Bu yüzden hayır demek zorlaşıyordu.

Okul Psikolojik Danışmanı:. Küçük kardeşlerine veya okuldaki küçük öğrencilere, “hayır” demenin kötü veya ayıp bir şey olmadığını, aksine kendilerini korumanın bir yolu olduğunu nasıl anlatırdın? Onlara ne tavsiye edersin?

Ayşe Vera:  Ağaç yaşken eğilir” sözündeki gibi, bu bilincin küçük yaşta verilmesi çok önemli. Onlara, bedenlerinin kendilerine ait olduğunu ve istemedikleri sürece kimsenin onlara sarılamayacağını veya dokunamayacağını anlatırdım. Herkesin bir “kişisel dairesi” olduğunu ve müsaademiz olmadan kimsenin oraya girmemesi gerektiğini söyleyerek kendilerini korumalarını tavsiye ederdim. Küçükken bazı şeyler kırıcı gelse de, izin vermediğimiz sürece net tepki vermenin önemini anlatırdım.

Okul Psikolojik Danışmanı: Artık ortaokuldasın ve arkadaşlık ilişkileri çok daha karmaşık. “Gerçek bir arkadaş”, senin “hayır” cevabını duyduğunda sence nasıl tepki vermelidir?

Ayşe Vera:  Gerçek bir arkadaş, benim sınırlarım olduğunu bilmeli ve buna saygı duymalıdır. “Hayır” dediğimde bunu anlamsız bir şeymiş gibi karşılamamalı veya küsmemelidir. Eğer arkadaşım benim sınırlarımı kabullenirse, aramızdaki ilişki çok daha sağlıklı olur. İnsanlar birbirine saygı duyduğunda her şey daha kolaylaşır.

Okul Psikolojik Danışmanı:  Teknoloji hayatınızın büyük bir parçası. Sosyal medyada veya mesajlaşırken “mahremiyet” (özel hayatın gizliliği) senin ve arkadaşların için ne ifade ediyor? Dijital dünyadaki sınırlarınızı nasıl koruyorsunuz?

Ayşe Vera:  Ben genelde fotoğraf yollamamaya çalışıyorum. Sosyal medyada özel hesabım var ve oraya sadece çok sınırlı kişileri, en yakın arkadaşlarımı alıyorum. Okulda bile sadece bir-iki kişi vardır. Fotoğraflarımın başkalarına gösterilmemesi veya yayılmaması konusunda sürekli tembihte bulunuyorum. Sohbet ederken argo kullanmamaya ve mahremiyetimi korumaya özen gösteriyorum.

Okul Psikolojik Danışmanı: Bir arkadaşın, senin istemediğin bir fotoğrafını veya sana ait özel bir bilgiyi başkalarıyla paylaşmak isterse, kırıcı olmadan ama net bir şekilde ona nasıl “hayır” dersin?

Ayşe Vera:  Ben özel bilgilerimin yayılmasından veya dedikodu malzemesi olmasından hiç hoşlanmam. Bu noktada gerekirse kırıcı da olabilirim. Çünkü sınırlarım ihlal edilirse duyguları gözetmeden net bir şekilde “hayır” derim.

Okul Psikolojik Danışmanı:  Bazen “hayır” dediğimizde kendimizi bencil veya suçlu hissederiz. Sen bu duyguyla nasıl başa çıkıyorsun? “Hayır” demenin aslında kendine “evet” demek olduğunu düşünüyor musun?

Ayşe Vera:  Eğer “hayır” demeseydim daha mutsuz olacaktım. Mesela arkadaşım bir yere gitmek istiyor, ben hayır diyemediğim için gidiyorum ve istemediğim bir ortamda bulunuyorum. Bu sefer hem kendimi küçük düşürmüş gibi hissediyorum hem de ayak uyduramadığım için kötü hissediyorum. Sonra “keşke hayır deseydim” diyorum. Hayır dediğimde ise hiç pişman olmuyorum. Aslında hayır demek, kendimize “evet” demek oluyor.

Okul Psikolojik Danışmanı:  Bu bülteni tüm velilerimiz okuyacak. Sence anne babalar çocuklarına “hayır” demeyi ve sınırlarını korumayı öğretirken neleri doğru, neleri yanlış yapıyorlar?

Ayşe Vera:  Bence aileler çocuklarına kuralları çocukluktan itibaren aşılamalı. Mesela bir yasak varsa o çocukluktan beri yasak olmalı. “Ben akşam 7’den sonra eve giremem” kuralı bilinmeli, her seferinde anneye sorulmasına gerek kalmadan bu kuralın içinde olunduğu benimsenmeli.

Okul Psikolojik Danışmanı: Yetişkinlerden (anne-baba, öğretmen) sınır çizme noktasında beklentin ne?

Ayşe Vera:  Yetişkinlerin aslında daha çok sınırı oluyor çünkü tecrübeliler. Onlardan beklentim; karşı cins olsun veya olmasın, izinsiz dokunulmaması. Yüzüme dokunulmaması, izinsiz eşyalarımın karıştırılmaması gibi… Hepimizin bir kişisel dairesi var ve müsaademiz olmadan kimse oraya girmemeli.

Okul Psikolojik Danışmanı:  Evde anne babana karşı kendi fikrini rahatça söyleyebilmek ve gerektiğinde onlara da saygılı bir şekilde “hayır” diyebilmek, dışarıdaki hayatta (okulda, arkadaş ortamında) sınırlarını korumanı nasıl etkiliyor?

Ayşe Vera:  Evet, genelde diyorum. Mesela bir film izlenecekse “Ben şunu yapmak istiyorum, izlemek istemiyorum” diyebiliyorum. Ama annemden bir şey isterken bazen bir utangaçlık hissedebiliyorum. Yine de hayır demekten hem aileme hem çevreme karşı çekinmiyorum.

Okul Psikolojik Danışmanı:  Son olarak, “hayır” diyebilmenin bir “sanat” olduğunu düşünürsek, bu sanatı öğrenmek senin günlük hayatında neleri kolaylaştırdı?

Ayşe Vera:  İnsan ilişkilerini kolaylaştırır. İnsanlar artık benim sınırlarım olduğunu bilir ve o sınırları geçmemesi gerektiğini anlar. İnsanlar birbirine daha saygılı davranmaya başlar. Hem benim açımdan hem de diğer insanların bana nasıl davranacağı açısından çok daha sağlıklı olur.

Okul Psikolojik Danışmanı: Vera, bu güzel ve samimi cevapların için çok teşekkür ederiz. Sınırları olan ve bunu net ifade edebilen bir öğrenci olman çok değerli.

Ayşe Vera:  Ben teşekkür ederim. İnsanların sınırlarına gerçekten saygı duyulmalı, bu anlamsız bir şeymiş gibi bakılmamalı.

Uzman Görüşü:

Kıymetli Anne Babalar,

Günümüz şartlarında çocukların fiziksel ve duygusal güvenlikleri açısından en çok önem verdiğimiz konulardan biri olan “Hayır diyebilme sanatı ve mahremiyet” temasına bu ay öğrencilerimizle birlikte değinmek istedik.

Yeni nesil çocukların kendi alanları konusunda farkındalığı eskiye oranla yüksek olmakla birlikte, sınır koyma ve sınır ihlalleri karşısında zorluk yaşadıkları bazı noktalar var. Kimi çocuk onaylanma ve sevilme ihtiyacıyla istemediği halde her şeye “evet” diyor, kimisi “hayır” demenin kabalık olduğunu düşünüp sessiz kalıyor, kimisi sınırlarının ihlal edildiğini fark etmiyor, kimisi de kendi mahremiyetini ve kişisel alanını kesin bir dille koruyabiliyor.

Her çocuk özel ve biricik olduğu gibi, sosyal ilişkilerde kurduğu sınırlar da özel ve biriciktir. Her birinin başkalarına verdiği tavizler, hissettikleri kaygılar, söylediği sözler ve tepkileri birbirlerinden farklıdır. Dolayısıyla bu konudaki ihtiyaçlar ve müdahale yöntemleri de farklılaşmaktadır.

Mahremiyet kavramı literatürde en temel haliyle “bireyin fiziksel, psikolojik ve dijital alanlarının kendisine ait olması ve bu alanların sınırlarını belirleme hakkı” olarak tanımlanmaktadır ve çeşitli türleriyle karşımıza çıkar: bedensel mahremiyet, duygusal sınırlar, eşya mahremiyeti, sosyal/dijital gizlilik vb. Görülebileceği alanlar çok kapsamlıdır, bu nedenle evde de okullarda da dikkatli bir gözlemci rolüne bürünmemiz, sınırlar konusundaki hassas noktaları kaçırmamamız ve tespit ederek çocuklarımızı desteklememiz gerekir.

Eğer çocuğunuzun okulda, arkadaş çevresinde veya dijital ortamlarda sürekli verici olduğunu, istemediği şeylere zorlandığını ve akran baskısına “hayır” diyemediğini gözlemliyorsanız, öncelikle mutlaka kendisiyle konuşun. “Hayır” demenin onu kötü veya sevilmeyen biri yapmayacağını hissettirin.

Kendini bu konuda ifade etmekten uzaksa ve bir paylaşımda bulunmak istemiyorsa, okul rehberlik servisinden mutlaka destek talep edin.

Eğer çocuğunuz başkalarının sınırlarını ihlal eden, arkadaşlarının “hayır” demesini kişisel olarak algılayıp kabul etmeyen veya izinsiz sınırlar aşan kişi rolündeyse, öncelikle kendisiyle konuşun, davranışlarının karşı tarafta yarattığı duyguları ve empatiyi anlamaya çalışın. Devamında yine okul rehberlik servisine bildirip destek talep edin. Unutmayın, sizin çocuğunuz sadece sınırları ihlal edilen tarafta değil, sınır ihlali yapan tarafta da olabilir.

Bu nedenle de eğitimin temeli evde başlar. Çocuğunuza ilk sınırı evde siz koymalısınız, onun bedenine ve kararlarına saygı duyarak, gerektiğinde onun size söylediği “hayır”ları da (makul ölçülerde) kabul ederek bu süreci doğru yönetebilmek için çabalamalısınız. Çünkü sizler anne babalar olarak çocukların kendilerini güvende hissetmelerini sağlayan sistemin en önemli paydaşlarından birisiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WhatsApp Destek