Konu: Selamlaşma
Öğrenci: Ferhan Çetin- 5.sınıf
Okul Psi. Dan.: Nasılsın? Derslerin nasıl gidiyor?
Öğrenci: İyiyim, teşekkür ederim. Derslerim de güzel geçiyor. Siz nasılsınız?
Okul Psi. Dan.: Ben de iyiyim, çok teşekkür ederim. Seninle “selamlaşma” konusu üzerine küçük bir röportaj yapacağız. Bu başlık altında sana bazı sorularım olacak. İlk sorumla başlıyorum o zaman, eğer hazırsan.
Öğrenci: Evet, hazırım.
Okul Psi. Dan.: Peki o zaman, sence selamlaşmak tam olarak ne demek? “Selamlaşmak” kelimesini duyduğunda zihninde ne canlanıyor?
Öğrenci: Hımm… Karşılaştığımızda merhabalaşmak olabilir bence. Ya da şöyle diyeyim; iki insan karşılaştığında birbirleriyle iletişim kurmak için, sohbeti başlatan o ilk kelime, ilk adım olabilir.
Okul Psi. Dan.: Çok güzel ifade ettin, iletişimin ilk adımı… Peki, aklına gelen başka bir şey, bir duygu ya da çağrışım var mı bununla ilgili?
Öğrenci: Şu an için yok aslında, aklıma ilk iletişim kurmak geliyor.
Okul Psi. Dan.: Tamamdır. Peki, okulda koridorda tek başına yürüdüğünü düşün. Bir arkadaşın yanından geçerken sana sadece gülümseyerek selam verdiğinde, bu küçücük hareket sana nasıl hissettiriyor?

Öğrenci: Çok güzel hissettiriyor. Görülmüş ve önemsenmiş hissediyorum. Ben de ona anında karşılık vermek için gülümseyerek selam veriyorum.
Okul Psi. Dan.: Yani o anki enerjini olumlu yönde değiştiriyor. Peki, sözlü olarak mutlaka “Merhaba” ya da “Nasılsın” gibi bir şey söylemesini ister misin, yoksa sadece sessizce bir baş sallaması, bir tebessüm de senin için yeterli oluyor mu?
Öğrenci: Bazen insanların acelesi olabiliyor ya da konuşmak istemeyebiliyorlar. O yüzden sadece baş sallaması veya göz teması kurup gülümsemesi de benim için yeterli olabilir. Basit bir hareket bile bazen yeterli olabiliyor aslında.
Okul Psi. Dan.: Anlıyorum. Peki, genel olarak düşünürsen, selamlaşmak bir insanın sıradan bir gününü sence nasıl değiştirebilir?
Öğrenci: Kesinlikle gününü iyileştirebilir. Bazen okulda çok sıkılıyoruz ya da yoruluyoruz, birinin selam vermesi o sıkılmayı önleyebilir. Mesela selamlaşıp ardından kısa bir sohbet edince insanın günü aniden güzelleşebiliyor. Onun dışında, birlikte vakit geçirip bir şeyler yapmak için de bir kapı aralıyor, yani genel olarak insanın modu yükseliyor, günü iyileşiyor.
Okul Psi. Dan.: Haklısın, bir nevi yalnız olmadığımızı hissettiriyor. Peki, tam tersini düşünelim; bir arkadaşın sabah sınıfa girdiğinde kimse onunla selamlaşmazsa, kimse yüzüne bakmazsa sence o arkadaşın o an nasıl hisseder?

Öğrenci: Çok kötü hisseder, bence. Dışlanmış veya görünmezmiş gibi hissedebilir. Acaba bir hata mı yaptım diye bile düşünebilir. Bence herkesin birbirine selam vermesi gerekiyor. Selamlaşmak okul gibi bir ortamda çok önemli bir şey.
Okul Psi. Dan.: Kesinlikle çok önemli. Peki, kendini düşündüğünde, sana en samimi, en içten ve en doğru gelen selamlaşma şekli hangisi?
Öğrenci: Gözlerimin içine bakarak gülümseyip merhabalaşmak… “Nasılsın, iyi misin?” diye hal hatır sormak ya da sabahları sıcak bir “Günaydın” demek olabilir. Beni gerçekten merak ettiğini, değer verdiğini hissettiren selamlaşmalar en samimi olanlar bence.
Okul Psi. Dan.: Karşı tarafın ilgisini hissetmek istiyorsun. Çok haklısın. Peki, sence en olumsuz, en kötü selamlaşma şekli ne?
Öğrenci: Bence en kötüsü hiç selam vermemek, bilerek görmezden gelmektir. Aslında nasıl olursa olsun, ister sözlü ister sadece bir bakışla, herhangi bir şekilde selam vermesi bile hiç vermemesinden çok daha iyidir benim için.
Okul Psi. Dan.: Selamlaşmayı tek bir kelimeyle özetleyecek veya anlatacak olsan, hangi kelimeyi seçerdin?
Öğrenci: Konuşmak ya da… Biraz düşüneyim, karşılaşmak olabilir. Evet, karşılaşmak. İki insanın yollarının kesişmesi ve birbirini fark etmesi gibi. Karşılaşınca söylenen o ilk kelime diyebilirim.

Okul Psi. Dan.: “Karşılaşmak” gerçekten çok derin ve anlamlı bir kelime seçimi oldu. Son soruma geçiyorum, hazır mısın?
Öğrenci: Hı hı, hazırım.
Okul Psi. Dan.: Bugün okulda istisnasız herkes birbirine içten bir şekilde selam verse, sence bu okulda ne değişirdi?
Öğrenci: İnsanların birbiriyle konuşmaları, tüm iletişim tarzı değişirdi. Bence insanların karakterleri, tavırları bile daha yumuşak, daha olumlu görünürdü. Okuldaki o gergin veya soğuk hava dağılırdı. Mesela bir gün herkes bu şekilde içten selamlaşsa, bu bir alışkanlık haline gelirdi ve diğer günlerde de zincirleme bir şekilde devam ederdi bence.
Okul Psi. Dan.: Bu harika bir tablo gerçekten. Bunlar hep olumlu kısımları. Peki, olumsuz senaryoya bakalım. Diyelim ki koca bir gün boyunca okulda hiç kimse, ama hiç kimse birbiriyle selamlaşmıyor. O zaman ne yaşanırdı sence?

Öğrenci: O gün inanılmaz derecede sıkıcı ve boğucu geçerdi. Herkes garip ve kopuk hissederdi. İnsanlar sanki çok yorgunmuş ya da mutsuzmuş gibi görünürdü. Enerjimiz düşerdi, yani gün gerçekten çok kötü geçerdi hepimiz için. İnsanlar arası iletişimde, bağ kurmada selamlaşmak o yüzden çok önemli bence.
Okul Psi. Dan.: Çok doğru noktalara değindin. Benim sorularım bu kadardı. Senin selamlaşma konusunda eklemek veya özellikle söylemek istediğin, içinden geçen başka bir fikir var mı? Öğrenci: Konuşmak, yani bir nevi haberleşmek, karşılıklı bir bağ kurmak gibi de olabilir, demek istiyorum… Bence selamlaşmak insanlar için her zaman iyidir, insanı değerli hissettirir. Selamlaşmamak, görmezden gelinmek ise kötü hissettirir, insanın bütün gününü mahvedebilir.
Ama güne güzel bir selamla başlarsak günümüz mutlaka daha güzel geçer. Tabii, samimiyet de önemli, bu durum selamlaştığımız kişiye ve onun tavrına göre de değişebilir bence.
Okul Psi. Dan.: Düşüncelerini bu kadar içten paylaştığın ve katıldığın için çok teşekkür ederim.
Öğrenci: Ben teşekkür ederim.

Uzman Görüşü
Gündelik koşuşturmaca içinde çoğu zaman otomatiğe bağladığımız, belki de üzerinde çok fazla düşünmediğimiz bir eylemdir selamlaşmak. Ancak okul koridorlarında, sınıflarda ve bahçede çocukların dünyasını gözlemleyen bir psikolojik danışman olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki; bir çocuğun gününü aydınlatan, ona “görülüyorum, varım ve değerliyim” hissini veren en güçlü sihirli değnek içten bir “merhaba”dır.
Yakın zamanda öğrencilerimizle selamlaşma kültürü üzerine yaptığımız samimi sohbetlerde çok değerli bir içgörüyle karşılaştık: Selamlaşmak çocuklarımız için sadece ezberlenmiş bir nezaket kuralı değil; iletişimi başlatan, karşı tarafın ilgisini ve samimiyetini hissettikleri çok özel bir “karşılaşma” anı. Bir arkadaşının ya da öğretmeninin yanından geçerken aldığı sessiz bir gülümseme veya hafifçe bir baş sallama bile, bir öğrencinin o anki enerjisini olumlu yönde değiştiriyor, yorgunluğunu alıyor ve gününü iyileştiriyor.
Çocukluk ve ergenlik döneminde en temel psikolojik ihtiyaçlardan biri aidiyet duygusudur. Sabah sınıfa girdiğinde arkadaşları tarafından selamlanan bir çocuk, o grubun bir parçası olduğunu hisseder. Kendini güvende hisseden çocuğun akademik motivasyonu artar, kaygı düzeyi düşer.
Bunun tam tersi senaryoda, yani sınıfa girdiğinde görmezden gelinen, selamına karşılık bulamayan bir çocuğun yaşadığı o görünmezlik ve dışlanmışlık hissi ise oldukça sarsıcıdır. Öğrencilerimizin de kendi kelimeleriyle ifade ettiği gibi, kimsenin birbiriyle selamlaşmadığı bir okul ortamı “sıkıcı, boğucu, garip ve yorucu” bir hale gelir. Çocuğun zihninde “Acaba bir hata mı yaptım?” şüphesi uyanır ve bu kopukluk hissi tüm gününün verimini düşürür.
Süleymaniye Okulları ailesi olarak, gerçek akademik başarının ve sağlıklı karakter gelişiminin ancak sosyal-duygusal açıdan doyuma ulaşmış, kendini güvende hisseden bireylerle mümkün olduğuna inanıyoruz. Çocuklarımızın bu sosyal beceriyi içselleştirmesi, empati kurabilen ve çevresiyle güçlü bağlar geliştiren yetişkinler olmaları yolunda atılmış en büyük adımdır.
Bu Kültürü Evde Nasıl Destekleyebiliriz?
- Model Olun: Çocuklar duyduklarını değil, gördüklerini yaparlar. Sabah evden çıkarken apartman görevlisiyle, servise binerken şoförle veya marketteki kasiyerle göz teması kurarak selamlaşmanızı görmeleri en kalıcı öğrenme yöntemidir.
- Sabah Rutinlerini Güçlendirin: Güne telaşla ve komutlarla (“Hadi geç kaldık”, “Çantanı aldın mı?”) başlamak yerine, ilk cümlenizin sıcak bir “Günaydın” olmasına özen gösterin. Çocuğunuzun o gün okula 1-0 önde başlamasını sağlayacaktır.
- Esnek Olun ve Empati Kurun: Bazen çocuklar yorgun olabilir veya birine sözlü olarak selam vermek istemeyebilirler. Onları başkalarının yanında zorlamak veya utandırmak yerine, sadece bir tebessümün ya da göz teması kurup baş sallamanın da harika ve yeterli bir selamlaşma şekli olabileceğini onlara hatırlatın.
Unutmayalım ki; okulda ve toplumda içten bir selamlaşmanın, birbirini “fark etmenin” alışkanlık haline geldiği bir gün, sadece o anı değil, çocuklarımızın gelecekteki karakterlerini ve insan ilişkilerini de güzelleştirir.
Sevgiyle ve iletişimde kalın…

